Burun kırığı, insan yüzünün anatomik yapısı gereği en dışa çıkıntılı ve korumasız bölgesi olan burunda meydana gelen, günümüzde çok sayıda kişinin hayatının bir döneminde mutlaka yaşadığı veya şahit olduğu travmatik sorunlar arasında yer alıyor. Bunun temel nedeni, burun bölgesinin hem günlük yaşantıda hem de sportif faaliyetlerde darbelere, düşmelere ve kazalara karşı son derece açık bir organ olması ve dolayısıyla yüz bölgesine alınan darbelerin burunda kolaylıkla kemik ya da kıkırdak kırığı sorununa yol açabilmesidir. İnsan iskelet yapısında yüz kemikleri arasında en sık kırılan kemik olan burun kemiği, ince ve narin yapısı sebebiyle ufak bir travmada bile bütünlüğünü kaybedebilir. Böyle bir durum karşısında yapılması gereken ilk iş, doku altı kanamayı durdurmak ve bölgeyi sakinleştirmek adına acilen soğuk kompres uygulanmasıdır. Bu sayede damarlar büzüşerek (vazokonstriksiyon) travma sonrası daha az ödem oluşması sağlanabilir ve hastanın iyileşme süreci çok daha konforlu başlatılabilir.

Sadece burun bölgesine değil, aynı zamanda darbenin yayıldığı üst dudağın olduğu kısma, elmacık kemiklerine ve yanak bölgesine de soğuk kompres uygulanmasında ve derhal, hiçbir şekilde zaman kaybetmeden donanımlı bir kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvurmakta fayda olacaktır. Travmadan sadece birkaç saat sonra, henüz dokular aşırı derecede şişmeden kulak burun boğaz uzmanına başvurulması durumunda gerekli tüm medikal ve fiziksel müdahaleler çok daha hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilir. İlk saatler “altın saatler” olarak adlandırılır. Ödem oluştuktan sonra kemik yapısını değerlendirmek zorlaşacağından, en azından olabildiğince aynı gün doktora başvurmaya özen göstermelisiniz. Aksi takdirde şişliklerin inmesi için günlerce beklemeniz gerekebilir.

Burun Kırığı Nasıl Anlaşılır?

Toplum içerisinde karşılaşılan travmalardan sonra en çok merak edilen konulardan biri de burun kırığı sorununun bizzat kişi veya çevresindekiler tarafından nasıl anlaşılabileceği oluyor. Ancak tıp eğitimi almamış bir kişinin burundaki kırığı net olarak fark etme ve kesin teşhis koyma olasılığının son derece düşük olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Buruna herhangi bir cisimle veya düşme sonucu darbe alınması durumunda mutlaka hafif de olsa bir sızlama ve ağrı hissi ortaya çıkar. Ancak çok sayıda kişi bu ağrının sadece yumuşak doku zedelenmesinden veya basit bir çarpma etkisinden kaynaklı olduğunu düşündüğü için, durumu hafife alarak bir sağlık kuruluşuna başvurma gereği hissetmiyor. Çoğunlukla sadece ağrının dayanılamayacak kadar çok şiddetli olması veya kanamanın durmaması durumunda kemik kırığı şüphesi akıllara geliyor.

Bu yanılgıya düşmemek adına, travma sonrasında dikkatle gözlemlenmesi gereken temel belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Travma anında kemikten gelen belirgin bir “çıt” veya kırılma sesinin duyulması,
  • Burun sırtında veya yan kısımlarında elle dokunulduğunda hissedilen hassasiyet, boşluk veya kemiklerin birbirine sürtünme hissi (krepitasyon),
  • Özellikle darbeden hemen sonra başlayan ve zor durdurulan şiddetli burun kanamaları (epistaksis),
  • Göz altlarında, yanaklarda ve burun çevresinde hızla gelişen morluklar (ekimoz) ve koyu renkli şişlikler,
  • Solunum yolunun kapanmasına bağlı olarak burundan nefes almada aniden ortaya çıkan ciddi zorluk ve burun tıkanıklığı,
  • Aynaya bakıldığında burnun sağa, sola kaymış olması veya burun sırtında aniden ortaya çıkan çökmeler ve asimetrik şekil bozuklukları.

Maalesef doktora gidilmeyen durumlar karşısında burun kırığı kendi kendine, yanlış bir pozisyonda kaynamaya başlıyor ve dolayısıyla kemiğin hatalı kaynaması da burunda kalıcı şekil bozuklukları (deformiteler) olmasına yol açabiliyor. Burun üzerinde darbe sonrasında deride kesik oluşması, burunda tıkanıklık meydana gelmesi, ödem yani şişlikler olması mutlaka akıllara kırık şüphesini getirmelidir. Elbette tüm bu belirtiler burun üzerinde mutlaka kırık olduğu anlamına kesin olarak gelmez; bazen sadece kıkırdak zedelenmesi de benzer belirtiler verebilir. Ancak yine de bu ihtimal üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini belirtmeliyiz. Çünkü kemiğin kendi kendine eğri kaynamasından kaynaklı olarak burunda şekil bozukluğu veya nefes alma problemi meydana geldiğinde, ilerleyen yıllarda düzeltme amacıyla çok daha kapsamlı bir cerrahi operasyona ihtiyaç duyulabilir.

İlginizi çekebilir –> https://draltanyildirim.com/burun-kemigi-egriligi/

Burun Kırığı Düzelir mi?

burun kırığı düzelir mi

Hastaların travma sonrası yaşadıkları şok ve panik haliyle doktorlarına yönelttikleri en temel soru “Eski halime dönebilecek miyim?” olmaktadır. Elbette burun kırığı tamamen ve kusursuz bir biçimde düzelir; ancak bu süreçte ne kadar erken profesyonel müdahale edilirse sonuç o kadar iyi ve tatmin edici olacaktır. Kemik dokusu kendini onarabilen muazzam bir yapıya sahiptir. Olabildiğince kemik kırıklarının ilk travma anındaki orijinal yerlerine getirilmesi (redüksiyon) ve buruna yeniden doğru anatomik şeklinin kazandırılması gerekiyor. Aksi takdirde vücut, kırık uçlarını bulduğu yerde kaynatmaya programlıdır.

Özellikle spor müsabakalarında veya kazalarda burun kemiğine hastanın kendisinin veya çevresindeki bilinçsiz kişilerin gelişigüzel, sert bir şekilde müdahale etmesi, kırığı düzeltmeye çalışması çok daha kalıcı ve ciddi sonuçlar doğurabilir. Hatalı yapılan baskılar, basit bir kırığı parçalı bir kırığa dönüştürebilir veya kıkırdak dokuya geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Bu nedenle travma sonrası bölgeye asla manuel müdahale edilmeden, sadece buz tutularak acilen bir uzmana başvurulması gerekiyor. Tıbbi ortamda ve hekim kontrolünde yapılacak doğru, planlı bir müdahale ile yüz estetiğinin ve solunum fonksiyonlarının düzelmesi kolaylıkla sağlanabilir.

Burun Kırığı Tedavisi

Tıbbi olarak yapılacak olan burun kırığı tedavisinde hekimin yol haritasını belirleyici olan unsurlar arasında; kırığın şiddeti, parçalı olup olmaması, septum adı verilen orta kıkırdak bölmenin hasar görüp görmediği ve kırığın anatomik yer değiştirip değiştirmemiş olması da bulunuyor. Tedavi protokolleri hastanın yaşına, travmanın zamanına ve doku hasarına göre iki ana başlıkta incelenir.

Ameliyatsız Kapalı Redüksiyon Yöntemi

Şayet hasta travmadan hemen sonra, ilk birkaç saat içinde doktora başvurmuşsa ve kemik yapısının cerrahi olarak açılıp düzeltilmesine ihtiyaç duyulmayacak şekilde basit bir müdahale yapılacaksa, lokal anestezi altında kemiğin dışarıdan elle oturtulması işlemi (kapalı redüksiyon) uygulanabilir. Kemiğin doğru kaynaması için burun içine özel tampon uygulaması ve dışına atel konması yeterli olabilir. Bu yöntem genellikle travmadan sonraki ilk 7 ila 14 gün içinde uygulanabilmektedir; çünkü 14 günden sonra kemikler kaynamaya başlar ve kapalı yöntemle esnetilmeleri imkansız hale gelir.

Cerrahi Müdahale ve Estetik Gereksinimler

Ancak çoğu zaman, hasta geç başvurduğunda veya darbe çok şiddetli olup kemikler birbiri içine geçtiğinde, genel anestezi altında ameliyat ile kırığın ve burun şeklinin düzeltilmesi gerektiğini de açıkça belirtmeliyiz. Ameliyat sonrasında, kemiklerin iyileşme dinamiğine bağlı olarak estetik açıdan bazı asimetriler veya hafif şekil bozuklukları da ortaya çıkabilir. Bu durumda hemen ikinci bir müdahale yapmak yerine, dokuların tamamen iyileşmesi için en az 6 ay beklemek ve sonrasında rinoplasti ameliyatları ile şekil bozukluğunun kusursuzca giderilmesini sağlamak çok daha doğru ve güvenli bir yaklaşım olacaktır. Cerrahi operasyon çok parçalı kırıklarda çoğu hasta için kaçınılmaz oluyor; ancak gelişen medikal teknolojiler sayesinde operasyonun hasta için çok zorlayıcı olmadığını da belirtmek gerekiyor. Doktor tarafından reçete edilen uygun ağrı kesici ve anti-enflamatuar ilaçların düzenli kullanımı ile ameliyat sonrası ağrı minimuma indirilebilir.

Bilginiz olsun –> https://draltanyildirim.com/acik-teknik-rinoplasti/

Burun Kırığı Ameliyatı

Eğer kemiklerde ciddi bir çökme, sağa veya sola belirgin bir kayma ya da kıkırdak bölmede nefes almayı tamamen engelleyen bir eğrilik varsa, cerrahi prosedür tek kesin çözüm haline gelir. Yapılacak burun kırığı ameliyatı öncesinde, yüz bölgesindeki doku içi kanamanın durması ve mevcut şiddetli ödemin inmesini beklemek gerekebiliyor. Şişmiş bir doku üzerinde kemiklerin simetrisini ayarlamak imkansıza yakındır.

Ameliyat Öncesi Hazırlık Süreci

Hastanın genel anestezi alacak stabil duruma gelmesi ve ödemin ameliyat edilebilir seviyeye inmesi için de beklenebilir ve bu süre bazen 48 saate, duruma göre 3-4 güne kadar uzayabilir. Bu bekleme süresinde hastaya antibiyotik ve ödem çözücü tedaviler uygulanır. Operasyon günü geldiğinde, ameliyatın tamamen genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirtmeliyiz. Bu nedenle hastanın operasyon esnasında herhangi bir acı, sızı ya da ağrı gibi şikayetleri kesinlikle olmaz; süreç hasta açısından son derece konforlu geçer.

Operasyon Aşaması ve Anestezi

Ameliyat esnasında, cerrah özel aletler (elevatörler) kullanarak kırık olan kemik fragmanlarını (parçalarını) orijinal anatomik yerine özenle yerleştirir ve nefes almayı sağlayan hava yolunda varsa içeride bulunan kıkırdak eğrilikleri de (septum deviasyonu) aynı seansta düzeltilir. Cerrahi operasyon sonrasında, kemiklere yapılan bu son müdahaleden dolayı burun bölgesinde ve göz altlarında morarma ve şişme olması ise bedenin doğal iyileşme reaksiyonu olduğu için son derece normal bir durumdur. Aynı zamanda ameliyat sonrasında kemiklerin yeni pozisyonlarında sabit kalabilmesi için burun sırtına termoplastik, metal veya alçıdan yapılmış bir atel takılabilir. Atel genellikle operasyondan sonra bir hafta süreyle kalır. Doktorun kemiklerin stabilitesine ve iyileşme hızına göre gerek duyması durumunda bu atelin daha kısa ya da daha uzun süre kalması da gündeme gelebilir.

Merak edenler için –> Burun estetiği

Burun Kırığı Kaç Günde İyileşir?

Travmayı atlatan ve tedavisini olan hastalar haklı olarak sosyal hayata ne zaman tam anlamıyla dönebileceklerini ve burun kırığı iyileşme süresini de merak edebilir. Ancak kemik biyolojisi son derece karmaşık bir mekanizma olduğundan, bu sürenin her hastada aynı olmadığının özellikle altını çizmeliyiz. Yaş, genel sağlık durumu, genetik yapı, beslenme alışkanlıkları ve kemik kalitesi bu süreyi doğrudan etkiler. Ana kemik çatısının kabaca birbirine tutunması yaklaşık 3-4 hafta sürse de, burun kemiğinin nihai sertliğine ulaşma ve tam iyileşme süresi kimi zaman 6 ay olurken kimi zaman doku yeniden yapılanması devam ettiği için bu süre 9 aya kadar uzayabiliyor. Hatta kıkırdak ve kemik hafızasının tam bir iyileşme ve oturma sürecinin 1 yıla kadar uzadığı hastaların da olduğunu klinik tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz. Kırığın ilk oluştuğu andaki hasar durumu da iyileşme süresi üzerinde en temel etkilidir.

Çok sayıda parçalanmanın olduğu, tabiri caizse tuzla buz olmuş burun kemiklerinde, vücudun bu kemikleri yeniden örme ve onarma (kallus dokusu oluşturma) süresi daha uzun olabiliyorken; parçalanmanın daha az olduğu, sadece basit bir çatlak veya minimal bir kayma olması durumunda bu iyileşme süresi belirgin oranda kısalabiliyor. Bunun yanı sıra, burun kemiği kırıklarına travma anında ehliyetsiz kişilerce gelişigüzel müdahale edilmesi, doku zedelenmesini artırdığı için iyileşme süresini ciddi anlamda uzatabiliyor. İyileşme döneminde sabırlı olmak ve hekim tavsiyelerine harfiyen uymak en önemli kuraldır.

Okumanızı öneririz –> https://draltanyildirim.com/alerjik-nezle/

Darbe Sonrası İlk Müdahale Nasıl Olmalıdır?

Yüz bölgesine, özellikle burna şiddetli bir darbe alındığında panik yapmadan doğru adımları izlemek, oluşabilecek komplikasyonları ve kanama riskini en aza indirmek için hayati önem taşır. Çoğu insan darbe anında burnunu tutarak başını geriye doğru atma eğilimindedir; ancak bu son derece yanlış ve tehlikeli bir harekettir. Kanın genze, oradan da mideye veya nefes borusuna kaçması engellenmelidir. Doğru bir ilk yardım ve müdahale süreci için şu adımları izlemek gerekir:

  • Darbeden hemen sonra kişi dik bir şekilde oturtulmalı ve başı hafifçe öne doğru eğilerek kanın dışarı akması sağlanmalıdır. Kesinlikle kafa geriye yatırılmamalıdır.
  • Ağızdan nefes alınmalı ve burnun kanayan yumuşak kısmına iki parmakla, aşırı baskı uygulamadan hafifçe pres yapılmalıdır. Eğer kemikte belirgin bir çökme veya şekil bozukluğu varsa baskıdan kaçınılmalıdır.
  • Şişliği ve morarmayı minimumda tutmak için göz çevresine ve burun sırtına temiz bir beze veya havluya sarılmış buz paketleri uygulanmalıdır. (Buz asla doğrudan cilde temas etmemelidir.)
  • İçeride pıhtılaşan kanı temizlemek amacıyla sümkürme işlemi kesinlikle yapılmamalıdır. Sümkürmek, damarları zorlayarak kanamayı yeniden başlatabilir veya hava basıncıyla enfeksiyon riskini artırabilir.
  • Kanama yavaşladığında veya ilk müdahale yapıldığında vakit kaybedilmeden en yakın hastanenin acil servisine veya doğrudan bir KBB uzmanına başvurulmalıdır.

Çocuklarda Travma Belirtileri ve Yaklaşımlar

Pediatrik vakalarda, yani çocuklarda karşılaşılan burun travmaları, yetişkinlere göre hem biyolojik hem de teşhis aşamasında oldukça farklılıklar gösterir. Çocukların kemik yapıları henüz tam sertleşmemiş, daha kıkırdak ağırlıklı ve esnek bir dokuya sahiptir. Bu nedenle çocuklarda klasik kemik kırılmalarından ziyade “ağaç dalı kırığı” (greenstick) adı verilen esnek kırılmalar veya bükülmeler daha sık görülür.

Çocukluk Çağı Travmalarının Özellikleri

Çocukluk çağında burun henüz gelişim aşamasında olduğu için, bu dönemde alınan ciddi darbeler burun kıkırdağındaki büyüme merkezlerini zedeleyebilir. Büyüme merkezlerinin hasar görmesi, çocuğun ilerleyen yaşlarında yüz gelişiminin asimetrik olmasına veya burnun eğri büyümesine neden olabilir. Ayrıca çocuklarda burun içi kanamalar, kıkırdak ile zar arasına kan sızması olan “septal hematom” riskini çok daha fazla taşır. Bu durum kıkırdağın beslenmesini bozarak burnun çökmesine (semer burun) yol açabileceğinden çok hızlı tıbbi müdahale gerektirir.

Pediatrik Hastalarda Teşhis Zorlukları

Çocuklar genellikle ağrılarını doğru tarif edemezler ve muayene sırasında korktukları için hekime dokunma izni vermekte zorlanırlar. Ayrıca yüzlerindeki yağ dokusu fazla olduğu için travma sonrası oluşan ödem çok daha hızlı yayılır ve kırık belirtilerini maskeleyebilir. Ebeveynlerin darbe sonrası çocuklarının burun solunumunu dinlemesi, hırıltı olup olmadığını kontrol etmesi ve geçmeyen bir burun tıkanıklığı varsa bunu mutlaka uzman hekime bildirmesi gerekmektedir. Çocuklarda radyolojik görüntüleme (röntgen) kemikler tam kalsifiye olmadığı için bazen net sonuç vermeyebilir; bu yüzden KBB uzmanının detaylı fiziksel muayenesi çok daha değerlidir.

Tedavi Edilmeyen Hasarların Yol Açtığı Sorunlar

Bazen ağrının hafif geçmesi, bazen de hastane korkusu nedeniyle birçok kişi burun kırığı problemini görmezden gelerek tedavi olmamayı tercih edebiliyor. “Kendi kendine kaynar, geçer” mantığıyla hareket etmek, ilk etapta sadece estetik bir kaygı gibi görünse de uzun vadede kişinin yaşam kalitesini derinden etkileyen ciddi kronik sağlık problemlerine zemin hazırlar. Tedavi sürecinin ihmal edilmesiyle ortaya çıkabilecek başlıca tıbbi ve fiziksel komplikasyonlar şunlardır:

  • Septum Deviasyonu (Kıkırdak Eğriliği): Kemiğin eğri kaynamasıyla birlikte ortadaki kıkırdak bölme de eğrilir. Bu durum burun deliklerinden birinin veya ikisinin daralmasına, dolayısıyla kronik burun tıkanıklığına yol açar.
  • Kronik Sinüzit Riski: Burun içindeki hava kanallarının daralması ve havalanmanın bozulması, sinüs boşluklarında mukus birikimine neden olarak sık tekrarlayan ve antibiyotiklere dirençli kronik sinüzit enfeksiyonlarını tetikler.
  • Uyku Apnesi ve Horlama: Sağlıklı nefes alamayan bireyler gece boyunca ağız solunumu yapmaya başlar. Bu da ilerleyen süreçte şiddetli horlamaya ve uykuda nefes durması (uyku apnesi) sendromuna neden olarak kalp ve beyin sağlığını tehdit eder.
  • Koku Alma Bozuklukları: Kırık ve ödem nedeniyle burun tavanına (koku alma bölgesine) giden hava akımının azalması, koku ve tat alma duyularında kalıcı zayıflamalara yol açabilir.
  • Psikolojik ve Estetik Sorunlar: Burnun dış görünümündeki asimetri, çökme (saddle nose) veya eğrilik (C veya S deformitesi), kişinin özgüvenini zedeleyerek uzun vadede sosyal izolasyon ve psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir.

Operasyon Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hastanın cerrahi veya kapalı redüksiyon ile tedavi edilmesinin ardından başlayan iyileşme dönemi, doktorun yaptığı müdahale kadar büyük bir önem taşır. Kemiklerin henüz yeni hizalandığı ve kaynamanın henüz başlamadığı bu kritik ilk haftalarda hastanın dikkat etmesi gereken çok özel kurallar vardır. Hastalar, başlarını uyurken mutlaka birkaç yastıkla yüksekte tutarak yer çekiminin ödemi azaltmasına yardımcı olmalıdır. Yan yatmak veya yüzüstü yatmak, henüz sabitlenmemiş kemiklerin şeklinin bozulmasına neden olabileceğinden, en az 4-6 hafta boyunca kesinlikle sırtüstü uyunmalıdır.

Bunun yanı sıra, kemiklerin üzerine en ufak bir baskı gelmemesi gerektiğinden ortalama 2 ila 3 ay boyunca numaralı gözlük veya güneş gözlüğü kullanımından kesinlikle uzak durulmalıdır. İhtiyaç halinde kontakt lens tercih edilmelidir. Hapşırma refleksini kontrol etmek zordur; ancak hapşırırken ağzın sonuna kadar açık tutulması, burun içindeki basıncı düşürerek kanamayı ve doku hasarını engeller. Ayrıca ilk aylar ağır sporlardan, ağırlık kaldırmaktan, denize veya havuza girmekten kaçınılmalı, kemik dokusunu zayıflatan sigara ve alkol tüketimi iyileşme süreci tamamlanana kadar durdurulmalıdır. Cildin güneşe karşı hassaslaştığı bu dönemde leke kalmaması için yüksek faktörlü güneş kremleri kullanılmalıdır.

Yüz Travmalarından Korunma Yolları

Günlük yaşantımızda veya çeşitli aktivitelerde alacağımız basit ancak etkili önlemler, yüz ve burun bölgesinde meydana gelebilecek ağır travmaları ve kırıkları büyük oranda önleyebilir. İstatistikler, yüz travmalarının çok büyük bir kısmının dikkatsizlik sonucu oluşan ev kazaları, araç içi trafik kazaları ve kurallarına uyulmayan sportif faaliyetler sırasında gerçekleştiğini göstermektedir. Bu istenmeyen durumların önüne geçmek her zaman tedaviden çok daha kolaydır.

Öncelikle araç içi seyahatlerde, arka koltukta dahi olunsa emniyet kemerinin mutlaka takılması yüzün direksiyona veya ön koltuğa çarpmasını engeller. Motorsiklet veya bisiklet kullanımında sadece kafa tasını değil, yüzü de koruyan tam kapalı (full-face) kaskların tercih edilmesi gerekmektedir. Basketbol, boks, karate veya futbol gibi temasın ve çarpışmanın yüksek olduğu sporlarla profesyonel veya amatör olarak ilgilenen kişilerin, antrenmanlarda ve maçlarda yüz koruyucu özel maskeler veya kasklar kullanması şarttır. Yaşlı bireylerde düşme riskini azaltmak için ev içindeki halıların sabitlenmesi, banyolara tutunma barları yapılması ve iyi bir aydınlatma sağlanması, görünmez kazalara bağlı yüz kemiği kırılmalarını önlemenin en pratik yollarıdır.

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel: 0505 581 19 45
Mail: [email protected]